Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
yasminss

Divan Edebiyatında Nazım Türleri Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
Edebiyatta tür dendiği zaman, işlenen konu anlaşılır. Aynı konu, mensur ya da manzum işlenebildiği gibi farklı nazım şekilleriyle de işlenebilir.

Divan edebiyatında başlıca nazım türleri şunlardır:

Tevhit


Allah’ın varlığından, birliğinden söz eden şiirlerdir.
Daha çok kaside, terkibibent ve mesnevi nazım şekliyle yazılır.
Genellikle divanların ve mesnevilerin başında yer alır. 

Münacat


Allah’a yalvarma, yakarma, niyaz etmeyi konu edinen şiirlerdir.
Başta kaside olmak üzere birçok nazım şekliyle yazılır.
Divan ve mesnevilerde tevhitlerden sonra yer alır.

Naat


Hazret-i Muhammet’i övmek, ondan şefaat dilemek, ona duyulan saygı ve sevgiyi dile getirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Hazret-i Peygamber’in hayatı, hicreti, miracı, dini yayma konusunda verdiği mücadele ve mucizeleri anlatılır.
Divan ve mesnevilerin baş kısmında tevhit ve münacatlardan sonra gelir. Ancak tevhit ve münacat olmadan naatlarla başlayan divanlar da vardır.
En ünlü naat, Fuzuli’nin kaside nazım biçimiyle yazdığı “Su Kasidesi”

Methiye


Bir kimseyi övmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Padişah, sadrazam, dört halife, şeyhülislam, tarikat önderleri gibi din ve devlet büyükleri övülür.
Çoğunlukla kaside nazım biçimiyle yazılır.
Methiye, aynı zamanda kasidenin altı bölümünden birinin adıdır.
En ünlü methiye örneklerini Nef’i yazmıştır.

Hicviye


Bir kimseyi yerme, alay etme, gülünç duruma düşürme veya toplumsal bir aksaklığı eleştirme amacıyla yazılan şiirlerdir.
Halk edebiyatında taşlama, Batı edebiyatında satirik adını alır.
En başarılı örneklerini Nef’i vermiştir.
Nef’i’nin sadece hicviyelerinden oluşan Siham-ı Kaza adlı eseri, Şeyhi’nin Harname adlı mesnevisi ve Ziya Paşa’nın Zafername’si bu türün başarılı örneklerindendir.
Şair Eşref ve Neyzen Tevfik de hiciv türünün önemli isimlerinden sayılır.

Fahriye


Bir şairin kendini/şairliğini övmek için yazdığı şiirlerdir.
Çoğunlukla kasidelerin içinde bir bölüm olarak yer alır.
Şairler gazellerin mahlas beyitlerinde kendi sanatını över.
Bu türün en büyük ustası Nef’i’dir.

Mersiye


Ölen birinin ardından duyulan üzüntüyü ve onun iyiliklerini dile getirmek için yazılan şiirlerdir.
Çoğunlukla terkibibent nazım şekliyle yazılır.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı sagu, halk edebiyatındaki karşılığı ağıttır.
Ahmedi’nin Germiyan Beyi Süleyman Şah için yazdığı mersiye Anadolu Türk edebiyatında ilk mersiye örneği sayılır.
Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman için terkibibent nazım biçimiyle yazdığı “Kanuni Mersiyesi” ünlüdür.
Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu “Şehzade Mustafa” nın hazin ölümü için birçok mersiye yazılmıştır.

Nazire


Bir şiire –başka bir şair tarafından aynı ölçü ve uyakla- yazılmış benzer şiire nazire denir.
Nazire yazmaya tanzir veya tanzir etme
Nazire genellikle gazellere yapılır.
Leyla ile Mecnun, Yusuf ile Züleyha, Hüsrev ü Şirin gibi mesnevi/hikayelere de nazire yazılmıştır.
En çok nazire (300’den fazla) Bağdatlı Ruhi’nin “terkibibent” ine yazılmıştır.
Nazirelerin toplandığı eserlere nazire mecmuaları denir.
Bir şairin şiirine nazire yazılması, onun sanatının beğenildiği anlamına gelir.
Alay ve şaka yollu yazılan nazirelere tehzil veya hezl, bu tür şiirlerin toplandığı mecmulara da hezliyat

Miraciye


Muhammet’in miraç mucizesini konu alan şiirlerdir.
Muhammet, Cebrail yardımıyla bir mucize olarak Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmüş ve oradan da semaya yükseltilmiştir. Bu olaya Miraç denir.

Mevlit


Muhammet’in doğumunu konu alan eserlerin genel adıdır.
Peygamber’in doğumu, peygamber oluşu, mucizeleri, miracı, yaşayışı, vefatı gibi konular işlenir.
Altmış civarında Türkçe mevlit yazılmıştır. En ünlüsü Süleyman Çelebi’nin 1409’da yazdığı Veslietü’n-Necat adlı 768 beyitlik Mevlit’tir.

Hilye


Hazret-i Muhammet ve dört halifenin fiziki ve ruhi özelliklerini konu alan şiirlerdir.
Hakani’ nin 16. yy.da Hilye-i Hakani bu türün en önemli örneğidir.
Nazım veya nesir şeklinde yazılabilir.

Kırk Hadis


Hadis, “Hazret-i Muhammet’in sözü” anlamına gelir. Hadisler, Kur’an’dan sonra ikinci kaynaktır.
Sayıları yüz binleri bulan hadislerden kırk tanesini seçerek manzum veya mensur aktaran, tercümesini veya şerhini (açıklamasını) yapan edebi eserler meydana getirilmiş ve bu eserler Kırk Hadis, Hadis-i Erba’in şeklinde isimlendirilmiştir.

Sakiname


İçki ve içki meclislerini anlatan eserlerdir.
Bazı şairler gerçek anlamda içki meclislerini anlatırken, mutasavvıf şairler ise mecazi olarak içkiden bahsetmiştir, bu tür eserlerde meyhane ile ilgili her terimin tasavvufi bir karşılığı bulunmaktadır.
Genellikle mesnevi biçiminde yazılır.
Fuzuli’nin Heft Cam adlı eseri bir sakiname örneğidir. 

Şehrengiz


Bir şehrin güzellerini ve güzelliklerini konu edinen manzumelerdir.
Genellikle mesnevi şeklinde yazılır.
Bu türün ilk örneğini 16. yy.da Mesihi vermiştir: Şehr-engiz Der-medh-i cüvanan-ı Edirne (Edirne Şehrengizi)

Surname


Sur; “düğün, ziyafet, şenlik; name de mektup, risale, kitap” anlamına gelir.
Padişahların erkek çocuklarının(şehzadelerin) sünnet düğünlerini; kızlarının, kız kardeşlerinin ve şehzadelerin evlenme düğünlerini; padişahın çocuklarının soğumları vesilesiyle yapılan eğlence ve şenlikleri anlatan manzum veya mensur eserlere surname adı verilir.
Genellikle mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
Nesib bölümünde eğlence ve düğünlere yer verdiği için suriyye olarak adlandırılan kasideler de vardır.

Mahlasname


Mahlas, bir şairin kendi şiirinde kullanıldığı ad veya takma addır.
Mahlas, ya şairin kendisi tarafından benimsenir ya da bir usta şair tarafından kendisine verilir.
Usta bir şair, genç bir şaire mahlas verecekse bu durumu yazdığı bir şiirle duyurur. Bu amaçla yazılmış şiirlere mahlasname
Şeyh Galip için, Hoca Neş’et’in yazdığı Mahlasname bu türe örnektir.

Fıkıh


İslam hukuku ile ilgili yazılan manzum eserlerdir.
İlk manzum fıkıh kitabı, Gülşehri’nin Kuduri tercümesi olarak bilinir.

Pendname


Öğüt vermek amacıyla yazılan manzum ve mensur eserlere denir.
En meşhuru İranlı şair Feridüddin Attar ın Pendname’sidir. Bu eserin Türkçeye manzum, mensur birçok çevirisi yapılmıştır.
Güvahi’nin 16. yy’da yazdığı 2133 beyitlik manzum Pend-name bu türün önemli örneklerindendir.

Osmanlı Tarihleri


Tarihi olayları anlatan kitaplardır.
Osmanlı Devleti’nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisine vakanüvis
Tevarih-i Al-i Osman adıyla bilinen manzum tarih kitapları yazılmıştır.
Ahmedi’nin 1390’da yazdığı İskendername adlı mesnevisinde yer alan manzum Osmanlı Tarihi bu türün ilk örneği kabul edilir.

Gazavatname


Orduların seferlerini, savaşlarını, zaferlerini, fetihlerini anlatan eserlerdir.
Gazaları anlatan eserlere gazavatname, zaferleri anlatanlara zafername, fetihleri anlatanlara fetihname denir.

Kısas-ı Enbiya


Peygamberlerin hayatını anlatan eserlere denir.
Bazı mesnevilerde peygamberlerle birlikte dört halifenin hayatı da anlatılır.

Menakıpname


Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin hayatı ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikayelerin anlatıldığı eserlerdir.
Genellikle din ve tasavvuf eksenlidir.
Manzum veya mensur biçiminde kaleme alınabilir.
Satuk Buğra Han, Battal Gazi, Danişment Gazi, Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, akşemsettin gibi dini – tasavvufi yönü ön planda tutulan kişilerin hayatlarını, kerametlerini ve üstünlüklerini konu alan menkıbeler yazılmıştır. 

Seyahatname


Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eserlerdir.
Çoğu mensurdur, manzum örnekleri vardır.
Yy’da Keçecizade İzzet Molla’nın sürgün olarak gönderildiği Keşan yolculuğunun anlatıldığı Mihnet-Keşan, mesnevi tarzında bir seyehatname örneğidir.

Siyasetname


Devlet idarecilerine, devletin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatan öğüt ve siyasi tarzdaki manzum eserlerdir.
İlk örneği Yusuf Has Hacip’in 11. Yy.da yazdığı “Kutadgu Bilig”dir.
 

Şuara Tezkiresi


Divan şairlerinin hayatlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren eserlerdir.
Manzum veya mensur yazılabilir.
Manzum olanlardan en önemlisi Güfti’nin Teşrifatu-ş-Şuara’sıdır.

Lügat


Sözlük demektir. Genellikle mesnevi biçiminde ele alınan manzum sözlükler, ders kitabı olarak medreselerde okutulmuştur.
Manzum sözlüklerin içinde kelimeler, edebiyat ve aruz bilgilerine yer verilir.
Sünbülzade Vehbi’nin Tuhbe-i Vehbi, Şahidi İbrahim Dede’nin Lügat-ı Şahidi adlı eserleri bu türe örnektir.

Lugaz


Divan edebiyatında manzum bilmecelere lugaz denir.
Genellikle divanlarda yer alır.

Muamma


Muamma gizlenmiş, saklanmış anlamına gelir.
Divan edebiyatında isimler üzerine düzenlenen manzum bilmecelerdendir. Genellikle divanların sonlarında yer alır.
Başlangıçta Allah’ın doksan dokuz ismi üzerine düzenlenen muammalar, sonradan insan isimleri için de yazılmaya başlanmıştır.
Lugazdan farkı, sadece isimlerle ilgili olmasıdır.
Fuzuli’nin Farsça yazdığı “Muamma Risalesi” bu türe örnektir.

Falname


Falın her bir çeşidine göre düzenlenen manzum veya mensur kitaplardır.
Yıldızname, tefe’ülname, hurşidname, ihtilacname, kıyafetname, kehanetname adlarıyla da bilinir.


Divan Edebiyatında Nazım Türleri Resimleri

  • 5
    Nazim Şekilleri ve Türleri Kavram Haritası Şeması 4 hafta önce

    Nazim Şekilleri ve Türleri Kavram Haritası Şeması

  • 3
    Divan Edebiyatı Nazım Türleri Kapak 4 hafta önce

    Divan Edebiyatı Nazım Türleri Kapak

Divan Edebiyatında Nazım Türleri Sunumları

Divan Edebiyatında Nazım Türleri Videoları

  • 3
    4 hafta önce

    Divan Edebiyatı - Nazım Şekilleri ve Türleri Konu Anlatım Videosu

  • 2
    4 hafta önce

    Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri Konu Anlatımı

  • 0
    4 hafta önce

    Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

  • 0
    4 hafta önce

    Mesnevi Nedir? Mesnevinin Özellikleri

Divan Edebiyatında Nazım Türleri Soru & Cevap

  • 1

    4 hafta önce

    Soru : Divan edebiyatı diye adlandırdığımız düşünüş ve yazış biçiminin tam anlamıyla başlaması, Türklerin Anadolu'ya egemen oldukları 13. yüzyıl sonlarına rastlar. Bu edebiyat, --- etkisi altında yeni edebiyatın doğduğu 19. yüzyılın ortalarına kadar sürer. İlk divan şairi diyebileceğimiz şair ise 13. yüzyılda yaşamış olan ---. Bu parçadaki boş yerlere sırasıyla aşağıdakiler-den hangisi getirilmelidir? A) Fransa - Sultan Veled'dir B) Batı - Hoca Dehhânî'dir C) Avrupa - Yusuf Has Hâcib'dir D) Tanzimat- Ahmet Yesevî'dir E) Halkçılık-Âşık Paşa'dır (2006- ÖSS)

    3 hafta önce
    Cevap "B" şıkkı
  • 1

    4 hafta önce

    Soru : Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak, onun erdemlerini, iyi yönlerini dile getirmek amacıyla yazılan şiirlere verilen addır. Ölen bir kişi için yazılan bu tür şiirlere divan edebiyatında ---, halk edebiyatındaysa --- denmiştir. Bu parçada boş bırakılan yerlere, verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
    A) mersiye - ilahi B) mesnevi - koşma C) mevlit - koşma D) mevlit - ağıt E) mersiye – ağıt (2006- ÖSS)

    3 hafta önce
    Cevap "E" şıkkı.

Divan Edebiyatında Nazım Türleri Ek Bilgileri

  • 1
    4 hafta önce

    Tevhit :
     

    Tevhîd, sözlük anlamıyla “birlemek” tir. Divan ve Tekke edebiyatlarında “Allah’ın varlığına ve birliğine” dair yazılan manzum ve mensur eserlere verilen isimdir. Eski şairler, âlimler, yazarlar, eserlerine daima “tevhid” ile başlarlar idi.

     

    Manzum olarak yazılan “tevhidler”, kaside, gazel ve mesnevi tarzındadırlar. Tevhidlerde yer alan husus; ayet ve hâdislere dayalıdır. Yani, ayet ve hadisler, ya aynen, ya meâlen veya telmihen alınarak manzum hâle getirilirler.

     
    Tevhidlerde konu itibariyle şeriat umdeleri ve tasavvufi muhteva işlenir. Şerî olarak Allah’ın birliği, yüceliği ve sıfatlan, tasavvuf! olarak da Kenz—i mahfi ve vahdet-i vücud” ele alınır. Ali Nihad Tarlan, “Divan Edebiyatında Tevhidler” konusunda yaptığı araştırmada, tevhid türünü herhangi bir edebî sınıflandırmaya göre değil. Tevhidin bizzat şer’î veya tasavvufi oluşuna göre değerlendirmiştir. Aslında yapılması gereken de budur. Mutasavvıf bir divan şairiyle bir tekke şairinin arasında zihniyet ve yaşayış bakımından bir fark yoktur. Böyle olunca, meydana getirilen bir eserde de fazla bir farkın olmayacağı bellidir.
     
    Tevhid türü, klâsik şairlerimiz tarafından müretteb bir divanda hemen daima ilk sıralardadır. Bu sistem mutasavvıfların divanlarında da uygulanmıştır, denebilir. Ancak, tasavvufi tevhidlerin genel karakteri, şer’î tevhidlere göre biraz değişiktir. Bu manzumelerde tefekkür, feraset ve tevil daha fazla kendini gösterir. Bu hususiyetleri belirttikten sonra adı geçen türün mahiyeti ve tarifi için; Allah’ın vahdaniyyeti (birliği), esması, fiilleri, sıfatı ve zatı söz konusu edilerek (bu özellikler çerçevesinde) insan bilgisinin Allah’ın zatım idraki, tevhid makamları, kesret-vahdet münasebeti, yaratılış ve kainatın aslî yapısı gibi bir çok fikir unsurunun bir arada yorumlandığı manzumelere tevhid diyebiliriz. Bu muhteva doğrultusunda birkaç örnek verelim:
     
     
    Şeyhî’den:
     

    Nedürîkî cihanda izzet ü câh 

             Eser-i lâ ilâhe illallah

    Kime düşse olur saîd-i ebed 

             Nazar-ı lâ ilâhe illallah

    İldi dünya dünini nûrânî 

             Kamer-î lâ ilâhe illallah

    Toludur arş ü ferş û kevn ü mekân 

             Haber-i tâ ilâhe illallâh

    Âlem ü âdemün zuhûrı nedür 

            Mazhar-i lâ ilâhe illallah

    Kimyâdur ki kalbi hâlis ider 

             Cevher-î lâ ilâhe illallâh

    Açıcak tayy olur sicill-i vücûd 

            Mazhar-i lâ ilâhe illallâh

    Li-meni'l-mülk hutbesine urîlur 

            Minber-Î lâ ilâhe illallâh

    Gösterür ruha kurb-ı ev ednâ

            Rehber-Î lâ ilâhe illallâh

    Şâm-ı şirk ü zalâm-ı küfri sürer 

             Seher-Î lâ ilâhe illallah

    Kıymetinde görür du âlem-i Hak 

            Güher-Î lâ ilâhe illallâh
     
    NİYAZÎ-İ MISRÎ’DEN :
     

    Zihî kenz-i hafi k'andan gelür her vâr olur peydâ 

            Kimi zulmet zuhûr îder kimi envâr olur peydâ

    Zihî deryâ-yı vahdet kim kesilmez hergiz emvâcı 

            Bu kesret âlemî andan doğup nâçâr olur peydâ

    Ne sihr-i bü'l-acebdür kim bu yüzden görinür ağyâr 

            0 yüzden gayrı yok tenhâ gelür dildâr olur peydâ

    0 yüzden görülen ağyâr döner şem'-î cemâlinden 

           Felekler de görüp ânî döner edvâr olur peydâ

    Taşînur günde yüz bin cân adem iklimine her dem 

             Gelür yüz bin dahî andan bulur a’ınâr olur peydâ

    Dışın îç hayâlâtî için dîşâ zuhûratî 

            Birinden ol birîn tuhfeler her bâr olur peydâ

    O devr ile gelüpdür enbiyâ mürsel merâtibce 

            Gehî mü’ınin zuhûr îder gehî küffâr olur peydâ

    Tecellî eyledikçe ol sarây-î sırr-ı ahfâdâ 

             Bu sûret âlemî içre sat u bâzâr olur peydâ

    Anun zâtîna gâyet sun'unâ hergiz nihâyet yok 

            Anunçün her bir isminden gelür bir kâr olur peydâ

    Tecellî eyler ol dâim celâl ü geh cemâlinden 

           Birînün hâsılî Cennet birinden nâr olur peydâ

    Cemâlî zâhir olsa tiz celâli yâkalar âni 

             Görürsün bir gül âçılsa yanındâ hâr olur peydâ

    Bu sırdandur ki bir kâmil zuhûr itse bu âlemde 

             Kimî ikrâr ider âni kime inkâr olur peydâ

    Elî ârif celâl içre cemâlînî görür dâim

           Bu hâristânun içinde anâ gülzâr olur peydâ

    Ne sırdur ki iki kims nazar eyler bu ekvânâ 

            Biri ancak görür dârı biri deyyâr olur peydâ

    içi ummân-ı vahdetdür yüzü sahrâ-yı kesretdür 

             Yüzün gören görür ağyâr içinde yâr olur peydâ

    Alan lezâtı birlikden halâs olur ikilükden 

            Niyâzî kanda baksâ ol heman dîdâr olur peydâ

    Görür ol kenz-i mahfîden nicezâhir olur eşyâ 

             Bilür her nakş-ı sûretden nice esrâr olur peydâ

  • 1
    4 hafta önce

    NEF’Î :
    Erzurum’da doğan şairin asıl adı Ömer’dir.

    İyi bir medrese eğitimi aldı; Arapça ve Farsça öğrendi.
    İstanbul’da; çeşitli devlet görevinde bulundu; ancak hicivleri nedeniyle hiçbirinde tutunamadı.
    Sert kişiliği, onu çağının en büyük hicivcisi yapmış; zamanın vezirlerinden Bayram Paşa’yı, hatta IV.Murat’ı hicveden şiirleri hayatına mal olmuştur.
    Hicvin ve kasidenin en büyük şairidir.
    Överken göklere çıkaran yerince de yerin dibine batıran abartılı bir üslubu vardır.
    Sağlam bir tekniği, ağır bir dili, cesur bir söyleyişi vardır.
    Şiirde sözün gücüne, söyleyiş ve ses unsuruna önem verdi.
    Divan: Türkçe Dîvân, Farsça Dîvân
    Siham-ı Kaza (Kader Okları): Hicivlerini topladığı eserinin adıdır.

  • 1
    4 hafta önce

    FUZULÎ (1495-1556) :
     Gerçek adı Mehmed bin Süleyman’dır.
    Kerbelâ’da (Bağdat) yaşamış, türbedarlık yapmıştır.
    İyi bir eğitim görmüş, Arapça ve Farsçayı öğrenmiştir.
    Yaşamı sıkıntılar içinde geçmiştir.
    Din alanında ve mantık ve matematik gibi bilimsel konularda kendini yetiştirmiştir.
    İlimsiz şiiri temelsiz duvara benzetir.
    Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır.
    Divan şiirin en büyük ve en lirik şairi kabul edilir.
    Şiirlerinde Tasavvuf, aşk ve ıstırabı işleyen şair; rindâne gazelleriyle meşhur oldu.
    Mecazî aşkı bırakıp hakikî aşkın peşine düşer. Aşk acısından hoşnut olup derdinin dermanının dert olduğunu söyler; vuslatı istemez.
    Tekke ve Divan şairleri kadar halk şairlerini de etkilemiştir.
    Divan: Fuzûlî Divanı, Türkçe Divan, Farsça Divan
    Leylâ vü Mecnun: Türk edebiyatının en meşhur mesnevisidir.
    Şikâyetname: Hiciv türünde yazdığı bir mektuptur.
    Diğerleri: Hadikatüs-Süeda, Beng ü Bade, Sakîname (Heft Cam), Tercüme-i Hadis-i Erbain, Rind ü Zahid, Sıhhat ü Maraz, Muamma Risalesi, Matlaul-itikad...

  • 1
    4 hafta önce

    MEVLANA CELALADDİN RUMÎ ( 1207 – 1273 ) :
    Tasavvuf edebiyatının yüzyıllarca etkili olmuş en önemlilerindendir.
    Anlayış ve kurallarıyla yeni bir tarikatın (Mevlevîlik) temellerini atmıştır.
    Belh’te doğan Mevlânâ, mutasavvıf olan babası Bahaeddin Çelebi’nin Konya’ya göç etmesiyle burada yaşamıştır.
    Dönemin alimlerinden dersler almış, gizemli kişiliğiyle bilinen ve aşkın bir sûfî olan Şems-i Tebrizî’nin etkisiyle tasavvufa yönelmiştir.
    Mevlânâ, Allah aşkını, insanın ona ulaşması gerektiğini, evrensel ahengin ancak coşkun bir kalple yakalanabileceğini dile getirmiştir.
    Tüm varlığı, tüm insanları kapsayıcı engin hoşgörüsü nedeniyle Müslüman olmayan aydınlar ve kişilerce de ilgi görmüştür; günümüzde de etkisi sürmektedir.
    Eserlerini -birkaç Türkçe beyit hariç-Farsça yazmıştır.
    Mesnevî: beyitlik bu mesnevî en önemli eseridir. Farsça yazılmıştır. Dinî, tasavvufî ve öğretici bir eserdir. İçindeki öykü ve fabllar, atasözleri ve deyimler ile başlı başına bir kültür hazinesidir. Esere, çeşitli devirlerde edip ve alimlerce şerhler (açıklama-tefsir) yazılmıştır. Ünlü İran şairi Molla Camî, Mevlânâ‘nın büyüklüğünü anlatmak için: “Peygamber değildir; ama kitabı vardır.” demiştir.
    Şiir: Birkaç adet Türkçe şiiri vardır.
    Divân-ı Kebir: (Farsça Şiirlerinden oluşan)
    Fîhi Mâfih: (Ne varsa içindedir; nesir)
    Mecâlis-i Seb'a: (Yedi Meclis; nesir)
    Mektubat: Devrin büyüklerine yazılmış; 145 mektuptan oluşur.

  • 1
    4 hafta önce

    Mesnevi :
    Öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir. Her çeşit konu işlenebilir. Roman ve öykünün yerini tutan bir nazım şeklidir. Mesnevilerin genel özellikleri şunlardır:
     
    Kelime anlamı “ikili, ikişer ikişer”dir.
    İran edebiyatından alınmıştır. İran edebiyatında Firdevsî’nin Şehname’si ünlüdür.
    Klâsik halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve felsefî konuları işlenir.
    Konu ne olursa olsun olaylar masal havası içinde anlatılır.
    Konularına göre sınıflandırılırlar: aşk, din ve tasavvuf, ahlâk ve öğreticilik, savaş ve kahramanlık, şehir ve güzelleri, mizah.
    İran edebiyatından alınmış nazım şeklidir.
    Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir (beyit sayısı sınırsızdır). 20-25 bine kadar çıkabilir.
    Mesnevi de bölümlerden oluşur: Önsöz, tevhit, münacat, naat, miraciye, 4 halife için övgü, eserin sunulduğu kişiye övgü, yazış sebebi, asıl konu, sonsöz.
    Mesnevide her beyit kendi içinde kafiyelidir: aa bb cc dd ee …
    Divan şiirinde beş mesneviden oluşan eserler grubuna (bugünkü anlamıyla setine) “hamse” denir.
    Mevlânâ, Fuzulî, Şeyhî, Nabî ve Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk) önemli hamse şairlerimizdir.
     
    Edebiyatımızda yazılmış ünlü mesneviler şunlardır:

    Ahmedi – İskendername
    Süleyman Çelebi – Mevlid
    Şeyhi – Harname, Hüsrev ü Şirin
    Nabi – Hayrabat
    Fuzuli – Leyla ile Mecnun
    Şeyh Galip – Hüsn ü Aşk

     
    Mesnevi Konuları :
     

    Aşk: En güzel mesneviler aşk konulu mesnevilerdir. Büyük şairlerin çoğu herkesçe bilinen aşk hikayelerini mesnevi biçiminde kaleme almıştır.

    Örnekler için Aşk konulu mesnevilere bakınız(Leyla vü Mecnun, Yusuf u Züleyha).
     
    Diğer Mesnevi Konuları:
     

    Din Tasavvuf : Örnek için Süleyman Çelebi’nin Mevlit adlı eserini inceleyiniz.

     
    Not: 16. Yüzyılda Peygamber Efendimizin fiziksel özelliklerinin anlatıldığı “Hilye” isimli bir nazım biçimi ortaya çıkmıştır. Bu türde en güzel örnekler Hakani Mehmet Efendi tarafından verilmiştir.
     
    Örnekler için Hakani Mehmet Efendi “Hilye”lerini inceleyiniz.
     

    Ahlaki Öğretici Mesneviler:

     

    Yiğitlik Savaş Ve Kahramanlık Konulu Mesneviler: Din düşmanları ile yapılan mücadele anlatılır.

    Bu mesneviler gazavat-name (gaza-name) fetih- name gibi isimlerle anılır.
     

    Bir Şehrin Güzelliğini Anlatan Mesneviler:

    Bu mesneviler şehr-engiz (şehrengiz) olarak adlandırılır.
     

    Hicvi Mizahi Mesneviler:

    Şeyhi’nin Har-name isimli eserini inceleyiniz
     
     
    Mesnevinin Özellikleri:
     
    -        Mesnevi aruzun kısa kalıpları ile yazılır.
    -        Her beyit kendi içinde kafiyelidir.
    -        Divan şiirinin en uzun şiirlerinde yazılış ve kafiyeleniş kolaylığı nedeni ile mesnevi kullanılmıştır.
    -        Her konuda yazılabilir.
    -        Kafiye şeması; aa / bb / cc / dd … şeklindedir.
    -        Beyit sınırlaması yoktur.
     
     Mesneviler neden uzundur?
     Mesnevilerin uzun olmasının sebebi kafiyelenişinin buna elverişli olmasıdır. Zira şair ne kadar uzun şiir yazarsa yazsın kafiye bulma sıkıntısı çekmez.
     
    *Mevlana’nın ünlü eseri “Mesnevi” aynı zamanda nazım biçiminin adıdır. Bu eser 25.700 beyitten oluşur.
     
    *İran edebiyatının ünlü destanı Şehname mesnevi nazım biçimi ile yazılmıştır.
     
    *Divan şiirinde 5 mesnevinin toplandığı kitaba “ Hamse” ismi verilir.
     
    Mesneviler de tıpkı kasideler gibi bölümlere ayrılır.
     
    Mesnevinin Bölümleri Nelerdir?
     
                                  1-      Dibace –şiir ya da düz yazı- (önsöz)
     
    Mesneviler bir önsöz ile başlar. Şair bazen bu bölümü düz yazı bazen de şiir biçiminde yazar. Bu bölümde mesnevinin yazılış amacından bahsedilir. Dua edilir.
     
    Örnek için Fuzuli’nin “Leyla ve Mecnun” (Leyla vü Mecnun) adlı eserine bakınız…
     
                                2-      Tevhit (Birlik) :
     
    Allah’ın varlığının birliğinin anlatıldığı bölümdür. Tevhit bir tasavvufi düşüncedir. Kainatın parça parça; ama aslında bir bütün olduğu vurgulanır.
     
                                  3-      Münacaat :
     
    Allah’ın türlü vasıfları ile övüldüğü bir bölümdür.
     
                                  4-      Naat :
     
    Peygamber Efendimizin türlü vasıfları ile övüldüğü bölümdür.
     
                                  5-      Miraciye :
     
    Peygamberimizin Miraca çıkması olayının anlatıldığı bölümdür.
     
    Miraciye her mesnevide bulunmayabilir.
     
                                  6-      Medh-i Çihar-yar-ı Güzin (Dört halifenin övülmesi) :
     
    Dört halifenin (Hz. Ömer, Hz Osman, Hz. Ali, Hz Ebu Bekir) türlü vasıfları ile övüldüğü bölümdür. Bu bölüm her mesnevide bulunmaz.
     
                                  7-      Eserin Sunulduğu Kişiye Övgü :
    Eser kim için yazılmışsa –kimin takdirine sunulmuşsa o kişinin övüldüğü bölümdür.
     
                                  8-      Eserin Yazılış Nedeni :
     
    Bu bölüm bazı mesnevilerde bulunur. Her eserin bir yazılış amacı bulunur. Şair bazen bu bölümde amacından bahseder.
     
    Örnek için Şeyh Galip’in ünlü eseri Hüsn ü Aşk’ı inceleyiniz.
     
                                  9-      Asıl Konu (Agaz-ı Destan) :
     
    Yapıtın esas konun işlendiği bölümdür. Kendi içinde bölümlere ayrılır.
     
                                10-    Son Söz (Hitame) :
     
    Mesnevinin son bölümüdür. Uygun bir dille eser sonlandırılır. Eser, yazar adı, yazılış tarihi gibi bilgiler verilir.
     
    Mesnevilerin içinde gazel, murabba gibi başkaca nazım biçimleri de kullanılabilir. Bu durumda şair başka nazım biçimine geçileceğini önceden duyurur. Bu bölümler esas şiirden bağımsız düşünülür(şairler mahlas kullanır).
     
    Mesneviler divan şiiri geleneğinde roman, hikaye, masal, fabl gibi türlerin yerini tutmuştur. Eski şiir geleneğimizde düz yazı basitlik olarak görülmüş, düz yazı ile anlatılabilecek olaylar mesnevi gibi türler ile anlatılmıştır. İşte bu sebeplerle mesnevilerde tüm bu türlerin özellikleri görülür. Örneğin Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk adlı eseri bir roman niteliği gösterir; Şeyhi’nin Harname’si (Zavallı Eşeğin Hikayesi) fabl niteliği gösterir.


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Nazim Şekilleri ve Türleri Kavram Haritası Şeması
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)